İTÜ'den Tekstilde Engelsiz Adım
Mar 14, 2014


İTÜ öncü kimliğiyle yeni bir proje için daha harekete geçti. Engellilere özel giysi tasarımı için düzenlenen çalıştay, uzun soluklu bir projenin ilk adımı oldu.

Öneriler arasında; büyük moda markalarının engelli koleksiyonu hazırlaması, terapilerde kullanılmak üzere altı kaymayan çorap üretilmesi, mağazaların engelliler için reyonlar ve soyunma kabinleri hazırlaması ve engelliler ile ailelerine yönelik giyinme ve soyunmaya ilişkin el kitabı hazırlanması var…

Rektör Karaca: “Biz her aşamada görev yapmaya hazırız. Kafamızdaki engelleri kaldıralım, en büyük sorun önyargılar.”

Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürü Çiftçi: “Engelliye hizmet demek tekerlekli sandalye vermekten ibaret değildir. Bu örnek proje için İTÜ’ye teşekkürler.”

Prof. Dr. Gürsoy: “Türkiye’de üretilemeyen malzemeler nedeniyle fizyoterapistlerin uygulayamadığı tedaviler var, bunları birlikte yok edebiliriz.”

İTÜ engelsiz tekstil için harekete geçti. Sosyal sorumluluk bilinciyle Tekstil Mühendisliği Bölümü öncülüğünde düzenlenen “Engelli Bireyler İçin Giysi Tasarım Çalıştayı” hem uzmanları hem de engellileri ve ailelerini bir araya getirdi. Uzun soluklu bir projenin ilk adımı olan çalıştayda somut öneriler ortaya konmasının yanı sıra, İTÜ’de “Engelliler İçin Tekstil Tasarım Merkezi” kurulması için de girişimlere başlandı.

Türkiye’de ilk olma özelliği taşıyan çalıştaya, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürü Dr. Aylin Çiftçi, Sancaktepe Kaymakamlığı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Sancaktepe Belediyesi, İstanbul Sanayi Odası, İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliğinden uzmanlar, Moda Tasarımcısı Bahar Korçan, engelliler ve aileleri ile başta İTÜ olmak üzere farklı üniversitelerden öğretim üyeleri ve öğrenciler katıldı. 

Karaca: ‘Engelleri kaldıralım’

Rektörümüz Prof. Dr. Mehmet Karaca, çalıştayın açılışında yaptığı konuşmada, engellilerin ne yazık ki yok sayıldığını belirterek, "İTÜ, bir ilkler üniversitesi. Her konuda öncü üniversite. Bu konuda da tekstil mühendisliğinden tasarımına kadar, pedagojik ve psikolojik desteğe kadar her türlü şeyi bir ahenk içinde modellemeye hazırız. Bunu bir sosyal sorumluluk addediyoruz. Kafamızdaki engelleri kaldıralım. En büyük problem ön yargılar. Bunlardan ne kadar arındırırsak kendimizi o kadar daha mutlu hisseder ve müreffeh oluruz" dedi.

Engelliler alışverişte yok

Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Göksenin İnalhan moderatörlüğünde gerçekleştirilen ilk oturumda, engellilerin gündelik kıyafetlerde yaşadığı sıkıntılar ve ihtiyaçları ele alındı. Aileler ise engelli bireylerin kıyafetlerini giydirme ve çıkarmada yaşadıkları deneyimleri, sorunları uzmanlarla paylaştı.  Mağazalardaki raf yüksekliklerinin engelliler düşünülmeden tasarlandığına da dikkat çekilirken, mağazalarda engelliler için soyunma kabinleri yer almamasının oluşturduğu soruna da vurgu yapıldı. Ayrıca engellilere yönelik giysilerin yer aldığı, onların kullanımına yönelik reyon kurgulanmamasının sıkıntısına da işaret edildi.

Çalıştayda, engelli giysilerindeki temel ihtiyaçların; “fonksiyonellik, rahatlık, sıcak tutma, alerjen olma, dayanıklılık, canlı renkler, hafif kumaşların kullanılması, fiyat uygunluğu, estetik görünüm ve kolay erişilebilirlik” olarak belirlendi.

Avrupa ülkelerinden ve özellikle Finlandiya’dan engellilere yönelik üretilen giysi örneklerinin sunulduğu çalıştayda, ünlü moda markalarının engelliler için koleksiyon hazırlaması ve engellilerin hayatını kolaylaştırmaya yönelik hazırlanacak “El Kitabı” öne çıkan öneriler arasında yer aldı.



Kadın engelli oranı yüksek

Aile ve Sosyal Bakanlığı Politikalar Bakanlığı Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürü Dr. Aylin Çiftçi, Bakanlığın engellilere yönelik çalışmalarını aktardığı sunumunda, 2011 Nüfus Konut Araştırmasına göre Türkiye genelinde engelli bireylerin durumlarını içeren bilgiler paylaştı.  Çiftçi, Türkiye’de 6,5 milyon engelli bulunduğunu, nüfusun yürüme ve taşıma -yani ayaklarını ve ellerini zor kullanan- engellilik sınıflandırılmasındaki oranın yüzde 7 olduğunu söyledi. Çiftçi, “Yürüyemeyenler yüzde 4.8, diz çökemeyenler yüzde 5.1 oranında. Yürüyememe engeli kadında yüzde 5.4, erkekte yüzde 2.6 yani kadınlar daha zor durumda. Taşıyamama engeli ise kadınlarda yüzde 9, erkeklerde yüzde 3.5” dedi.

Engelliye hizmetin ona tekerlekli sandalye vermekten ibaret olmadığını ifade eden Çiftçi, Türkiye’de ilk kez düzenlenen çalıştay için İTÜ’ye teşekkür ederek “İnşallah bu çalışmayla üniversite bünyesinde bir merkez oluşturulur ve tasarımları yapılan çalışmaları sonuçlanan ürünler üreticiler tarafından belli noktalarda satış imkanı kazanır” dedi.

Korçan: ‘Engelli koleksiyonları hazırlanmalı’

Son oturumda ise engelli bireyleri etiketlemeden sosyal hayata dahil edebilmek için ihtiyaçlarına uygun giysi tasarımlarının yapılabilirliği, uygulanabilirliği ve sürdürülebilirliği noktasında görüşler paylaşılarak, özellikle engellilerin ve ailelerinin aktardığı sorunlar paralelinde çözüm arandı. Tasarımcı Bahar Korçan, moda tasarımı konusunu kendisinin çok sorguladığını belirterek, tasarımın ihtiyaçtan doğduğunu vurguladı. Korçan, “Şu an moda haftası var. Bu kimin için yapılıyor? Moda tasarımı ihtiyaçtan doğar, rahatsızlıktan doğar. Tasarım ona hizmet etmek için vardır. Yoksa kimsenin ulaşamayacağı hayali bir takım karakterlere bürünmek için yoktur. Büyük markalar tıpkı diğer yaptıkları üretim gibi engelli koleksiyonları da hazırlamaları, her sezon onlar için de ürünler çıkarmalı” diye konuştu.


 
Engellilere Yönelik El Kitabı

Çalıştayın düzenlenmesine öncülük eden İTÜ Tekstil Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nevin Gürsoy da “özel gereksinimli bireyleri sosyal hayatta nasıl daha rahat ettirebiliriz” sorusundan yola çıktıklarını söyledi. Özel gereksinimli bireylerin ihtiyaçlarını göz önüne alarak, evrensel kavramda tasarımların yapılabilirliğini ve uygulanabilirliğini araştırmak üzere sosyal sorumluluk bilinciyle bu çalıştayı gerçekleştirdiklerini belirten gürsoy, şunları kaydetti:
“Nasıl evrensel tasarımlar yapabiliriz sorusuna yanıt aranırken bunun ötesinde olayın diğer önemli bir boyutu olduğunun atlanmaması gerektiğini gördük. Engelli bireylere yönelik tedavi amaçlı tekstil malzemeleri var ki bunlar maliyeti çok yüksek olan malzemeler. Fizyoterapist arkadaşlarla yaptığımız görüşmelerde şu husus ortaya çıktı. Fizyoterapistler, bir takım tedavi uygulama alanlarının temininin güç olması Türkiye’de hiç üretilmemesi ya da çok pahalı olması sebebiyle bu tip uygulamaları yapamadıklarını, yurt dışında gerekli tedavileri aldıktan sonra bazı insanlar bu gereksinimlerini ortadan kaldırabildiklerini gündeme getirdi. O sebeple bu da yine fizyoterapist, tekstil mühendisliği işbirliğiyle yapılabilecek bir nokta. Burada genel olarak probleme baktığımız zaman belki bir takım ihtiyaçlarımız bir yerlerde var ama aileler bunlara erişemiyor. Bu kapsamda, engellilerin gereksinimleri dikkate alınarak giyinme/giydirme, soyunma/soyundurma hususunda temel bir el kitabı hazırlanabilir ve çeşitli devlet kuruluşları tarafından düzenlenecek eğitimlerle bilinç düzeyi yükseltilebilir.”