Egoyu Yenen Spor
Nis 02, 2014


“Kendo, belirli bir yerden sonra fiziksel durumdan çıkarak mental bir savaşa ve zamanlamaya dönüyor. Rakibinizi izlemek, açıklarını görebilmek, o kısa süre içerisinde tepki verebilmek bunların hepsi stratejik düşünmeyi ve davranmayı içeriyor.”

“Bu spor egonuzu eğitiyor.  Uyumlu çalışmayı, sabretmeyi, en uygun anı kollamayı ve stratejik zamanlamayı öğretiyor.”

Kendo bir Uzakdoğu savunma sanatı. Kökeni Japonya, ilk uygulayıcıları ise samuraylar. Japoncada kılıç anlamına gelen “ken” ile yol anlamına gelen “do” kelimelerinin birleşmesinden doğan kendo, günümüzde hem spor hem sanat olarak adlandırılıyor.  Çoğunluğu Japonya ve Kore’de olmak üzere dünyada kendo ile uğraşan 6 milyon sporcu var. Onlardan biri de Türkiye’den bu spora gönül veren ve ülkemizi yurtdışında temsil eden başarılı bir İTÜ’lü. Merve Giray, Fen-Edebiyat Fakültesi Fizik Mühendisliği Bölümümüzden yeni mezun oldu. Şimdilerde İTÜ Fen Bilimleri Enstitüsünde yüksek lisans yapmaya hazırlanıyor. Kendo ile İTÜ’de tanışan Merve, 2013 Aralık’ta Türkiye’de düzenlenen Kendo Turnuvasında kadınlar bireysel kategorisinde 2.’lik elde etti. Başarısıyla Kendo Türk Milli Takımına seçildi. 2,5 yıldır bu sporla uğraşan Merve, bu ay Fransa’da düzenlenecek Kendo Turnuvasına katılarak, hem İTÜ’yü hem Türkiye’yi temsil edecek.

Çocukluğunda izlediği çizgi filmlerden etkilenen ve bugün milli sporcu olarak kendo kariyerine devam eden Merve ile ülkemizde çok tanınmayan bu sporun detaylarını, İTÜ Kendo ve Ladio Kulübünün faaliyetlerini konuştuk:



-Savunma ve mücadele sporlarına ilgin ne zaman başladı?
Çocukluk yıllarımda çok çizgi film izlerdim. Japon çizgi filmlerine ise özel bir ilgim vardı. Kendoyu, ilk kez çizgi filmde kendo yapan bir karakterde gördüm. O zaman araştırmıştım ancak bana Türkiye’de yapılabilecek bir spor gibi gelmemişti. Lise yıllarımda İstanbul’da kendo kulüplerinin olduğunu öğrendim. Üniversitede okurken ilgilenebilirim diye düşündüm. İTÜ’yü kazandım; fakat kendodan önce tiyatroyla ilgilendim. Tiyatro çalışmalarının yoğunluğu nedeniyle, kendoyu bir süre daha erteledim. Son 2,5 senedir ise kendo ile ilgileniyorum.

-Kendo sporuna seni çeken neydi?
Açıkçası ilk gördüğümde bana çok karizmatik gelmişti. Özellikle kıyafetlerinden çok etkilenmiştim. Zırh giyiyorsunuz, kılıç kullanıyorsunuz falan, biraz araştırdım. Japon Kendo Federasyonu’nun kendonun amacı olarak belirlediği bir takım şeyleri okuduktan sonra daha da etkilendim. Ben neden yapıyorum Kendo’yu? Öncelikle çok keyif alıyorum. Kendo, yurt içi ve yurt dışından çok farklı insanlarla tanışmamı, çok farklı yapıda insanları Kendo üzerinden tanımamı sağladı. Size ilginç gelebilir ama insanın kişisel özellikleri neyse bunu kendoya yansıtıyor. Bunu çok net görebiliyorsunuz. İnsanların karakterlerini sadece duruşundan anlayan hocalarımıza tanık oldum. Kendo gerçekten sizi bu noktaya getirebiliyor. 



-Kendo ile uğraşmanın seni zorladığı zamanlar oldu mu? Bunun yanı sıra ne gibi faydalarını gördün? 
Tabii ki oldu. En başta fiziksel anlamda çok ciddi efor sarf ediyorsunuz. Düzenli bir şekilde yapmanız gerekiyor. Ne kadar çalışıyorsanız o kadar iyisiniz. Karşınızdaki kişiyle de uyum içerisinde çalışmanız gerekiyor. Bu açıdan beni geliştirdiğini aslında bir açıdan da zorladığını hissediyorum. Kendo, belirli bir yerden sonra fiziksel durumdan çıkarak mental bir savaşa ve zamanlamaya dönüyor. Rakibinizi izlemek, açıklarını görebilmek, o kısa süre içerisinde tepki verebilmek bunların hepsi stratejik düşünmeyi ve davranmayı içeriyor.  Kendoyu hobi olarak yapmak isteseniz bile size ciddi anlamda katkıları oluyor. Fiziksel zindeliğimin yanı sıra beni daha iyi ve daha hızlı karar alabilen bir insan yaptığını hissedebiliyorum. Bir diğer önemli katkısı ise bu spor egonuzu eğitiyor.  Uyumlu çalışmayı, sabretmeyi, en uygun anı kollamayı stratejik zamanlamayı öğretiyor. Bunu en iyi maçlarda gözlemleyebiliyorsunuz. Mesela çok yüksek iki seviye hoca arasında iki dakikalık bir maç yapılıyor. Müsabakalarında sadece baskı var, hiçbir hamle (kesiş) olmadan da bitebiliyor. Çünkü ikisi de en doğru zamanı bekliyor.

-Kendo ilgi duyan herkesin yapabileceği bir spor mu yoksa belirli fiziksel koşulları taşımaya bağlı mı? 
Finlandiyalı bir hocamız Kendo akıllı insanların yapacağı iştir derdi. Bizim üniversitemizde zeki insan sayısı hayli yüksek. Bu açıdan sıkıntı yok. Benim Kendoda en çok hoşuma giden şeyse fiziksel özelliklerin tam olarak dezavantaj olmaması. Yani boyunuzun çok kısa olması kilonuzun fazla ya da az olması yaşınız, bunların hiçbiri bu sporda dezavantaj değil. Bir yönünüz eksik olsa bile başka bir yönünüzü geliştiriyor olma şansınız var. O yüzden Kendo’yu 7’den 77’ye herkes yapabilir.



-İTÜ’de kendo ile tanışman nasıl oldu?
Boğaziçi Kendo Kulübü’ne üye olan İTÜ’lü bir arkadaşımla beraber üniversitemizde de kulüp kurabilir miyiz diye düşündük. Öte yandan İTÜ’nün öğrenci varlığı da kendo için iyi bir profildi. Sonuç olarak “Kendo ve Laido Kulübü” adıyla kulübümüzü kurduk. Bir yıldır İTÜ havuz binasında bize ayrılan salonda antrenmanlarımızı yapıyoruz. Haftada 2 gün hocayla birlikte antrenman yapıyoruz. 1 gün de serbest çalışma yapıyoruz. Üyelerimiz arasında öğrencilerin yanı sıra üniversitemizin mezunları, akademisyenler,  çalışanların çocukları da var.

-2006 yılından bu yana Türkiye’de Kendo Şampiyonası düzenleniyor. Ulusal ya da uluslararası düzeyde katıldığın yarışmalar oldu mu? 

Geçtiğimiz seneye kadar Türkiye Kendo Şampiyonası yılda bir kez yapılıyordu. Çünkü katılım azdı. Hem takım hem de bireysel turnuvalar bir günde bitiriliyordu. 2013 Aralık’ta düzenlenen şampiyonada kişi ve grup katılım sayısı fazla olduğu için takım turnuvalarının ve bireysel turnuvalarının ayrılması kararı alındı. Bireysel turnuvalarda kadınlar erkekler ayrı yarışıyor ama takım turnuvalarında karma takımlar kurulabiliyor. Ben takım turnuvasına erkeklerle beraber katıldım. Bireyselde ise Türkiye 2.’si oldum. Bu başarımdan dolayı Türkiye Kendo Derneği bünyesinde milli takıma seçildim. Bu yıl nisan ayında Fransa’da düzenlenecek Kendo Turnuvası’na katılarak Türkiye’yi ve İTÜ’yü en iyi şekilde temsil edeceğim.

Kendo Sözlüğü
Şinai: Bambu bir sopa. Eski kılıçla savaş sanatının daha güvenli ve daha serbest uygulanmasını sağlamak amacıyla yaklaşık 200 yıl önce tasarlandı.
Katana: Kendo kılıcı
Bogu: Dövüşçülerin giydiği koruma zırhı
Boken: Tahta kılıç
Habiki: Kesmeyen kılıç