Yüce Önder Atatürk'ü Andık
Kas 10, 2014


Türkiye Cumhuriyeti'nin Kurucusu Yüce Önder Mustafa Kemal Atatürk, vefatının 76. yılında,  tarih, sanat ve sporla harmanlanan bir dizi programla anıldı.

İTÜ Rektörlüğü tarafından düzenlenen anma programı kapsamında ilk etkinlik Ayazağa Yerleşkesi - Süleyman Demirel Kültür Merkezinde gerçekleştirildi. İTÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karaca, Rektör Yardımcıları, akademisyenler, öğrenciler ve idari personelin katıldığı tören, saat 09.05’te siren sesi eşliğinde saygı duruşunda bulunulması ile başladı. İstiklal Marşını birlikte söyleyen İTÜ’lüler, daha sonra Atatürk’ün sesinden 10. Yıl Nutkunu dinledi ve siyah beyaz görüntüler eşliğinde Cumhuriyet’in kuruluş yıllarına doğru kısa bir yolculuk yaptı.


Film gösteriminin ardından konuklara seslenen Rektörümüz Prof. Dr. Mehmet Karaca, Atatürk’ün bilime verdiği önemi vurgulayarak Cumhuriyetin henüz ilk yıllarından itibaren Atatürk’ün güçlü bir Türkiye hayali olduğunu söyledi. Atatürk’ün, herkesin çok iyi bildiği  “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir, fendir” sözünü, Cumhuriyetin birinci yılında Samsun’da öğretmenlerle bir araya geldiği bir toplantıda söylediğini belirten Karaca, şöyle konuştu:

“Hayata bakın, gördüğünüz ne varsa ardında mutlaka bilimin katkısı vardır. İlerlemek, güç kazanmak, saygınlık inşası bilimsel gelişim olmaksızın mümkün değildir. İşte bu yüzden 90 yıl önce Atatürk’ün dediği gibi bilimi yol gösterici olarak almak, bilimsel gelişimi sağlamak mecburidir. Aynı konuşmasında Atatürk, ‘İlim ve fennin yaşadığımız her dakikadaki gelişimini kavramak, ilerlemeleri zamanında izlemek şarttır’ diyor. Bu noktada bilimsel ilerlemeyi global gelişmeler ışığında takip etmek ve teknolojik gelişimi de ayrılmaz parçası olarak görmek gerekiyor. Atatürk’ün en büyük hayali, güçlü bir Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığıydı. O’nun ve Cumhuriyete emek veren herkesin, bir olanaksızlıklar denizinden yeni bir ülke kurmayı başarmasının temelinde, yurt sevgisi ve millete olan inanç vardı. Bu güçlü inançla kurulan Cumhuriyetimizin, varlığını koruması ve güçlenerek yaşamasının yolu ise kuşkusuz ki ilerlemekten geçiyor. İlerlemenin temelinde de bilim yatıyor. Bugün 241 yıllık güçlü bir akademik kurumun çatısı altında Atatürk’ü hatırlarken, ülkemizi karış karış inşa etmiş, bilimin ve teknolojinin öncüsü olmuş teknik üniversitenin, aynı kararlılıkla çalışmaya devam edeceğini vurgulamak isterim.”


İTÜ öğrencileri adına konuşan Mert Menekşe ise Veda filminden alıntı yaparak başladığı konuşmasında, Atatürk’ün devrimleri ve Cumhuriyeti gençliğe emanet ettiğini vurguladı.  Menekşe, şunları kaydetti:

“Bugün 10 Kasım 2014; ölümsüz liderin 76. ölüm yıldönümü. Ancak O’nu anmanın, O’nun için matem tutmanın bir anlamı yoktur ki zaten kendisi ‘Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, ancak Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır’ diyerek bize gereken mesajı yaklaşık 90 yıl önce söylemiştir. İşte Türkiye Cumhuriyeti’nin gerçek sahipleri, yani biz Türk gençliği bu vatanı Mustafa Kemal’in başlattığı ancak, 10 Kasım 1938 de yarım kalan devrimlerini tamamlamamız ve onun  ‘Sizler, yani yeni Türkiye'nin genç evlatları! Yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz... Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler, asla ve asla yorulmazlar. Türk Gençliği gayeye, bizim yüksek idealimize durmadan, yorulmadan yürüyecektir’ sözlerini bir vasiyet bilip, şu an iç ve dış düşmanlarla boğulan Türkiye Cumhuriyeti’ni çağdaş, laik ve tam bağımsız hale getirmek için çalışmamız gerekir.”


Törenin davetli konuşmacısı Sanat Tarihçisi – Yazar Prof. Dr. Nurhan Atasoy ise hoş üslubu ile Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundaki zor günleri ve Atatürk’ün ileri görüşlülüğünü anlattı. “Ben bir Atatürk aşığıyım” diyen Atasoy, Atatürk’ü anlamanın O’nun yetiştiği günleri anlamaktan geçtiğine değindi. Atatürk’ün en zor koşullarda bile bilimsel gelişimi, eğitimi her zaman ilk mesele olarak gördüğünün altını çizen Atasoy, “Ben 80 yaşımdayım. Daha yeni yeni farkına vardığım, yabancı dilde yazılmış birçok kitabı Atatürk zamanında almış, okumuş, altını çizip notlar çıkarmış. Vizyona bakar mısınız” diye konuştu. “Büyük adam” tanımının altını dolduracak özelliklerin Atatürk’te olduğunu ifade eden Atasoy, Atatürk’ün birçok kitabı İstanbul Üniversitesi kütüphanesinden aldığını ve okuduktan sonra iade ettiğini anlatarak, “Büyük adam herkes gibi kütüphaneden kitap alıp onu da tekrar iade eder, ayrıcalık beklemez” dedi.

Konuşmaların tamamlanmasının ardından, Rektörümüz Prof. Dr. Karaca, Prof. Dr. Nurhan Atasoy’a ve “Ebrularla Atatürk” sergisi nedeniyle Hikmet Barutçugil’in eşi Füsun Barutçugil’e teşekkür plaketi takdim etti. Plaket töreninde, Rektörümüz Prof. Dr. Karaca’nın Prof. Dr. Atasoy’a gösterdiği saygı ile elini öpmesi, törene anlam katan bir sahne oldu.


Program, İTÜ TMDK tarafından verilen “Atatürk’ün Sevdiği Şarkılar” konseri ile sona erdi. Ardından, usta sanatçı Hikmet Barutçugil’in “Ebrularla Atatürk” sergisi açıldı.


İTÜ’lüler Ata için koştu

İTÜ Rektörlüğü Geleneksel Atatürk’ü Anma Koşusu ise 31. kez gerçekleştirildi. Beden Eğitimi Bölümü tarafından organize edilen koşunun startını Rektörümüz Prof. Dr. Mehmet Karaca verdi. Ayazağa Yerleşkesi Merkez Spor Salonu önünde başlayan koşuda, Ekrem Elginkan Lisesi öğrencileri, İTÜ öğrencileri, İTÜ akademisyenleri ve idari personeli ile İTü dışından katılımcılar yarıştı. Tören sonunda erkekler ve bayanlar olmak üzere iki kategoride dereceye girenlere ödülleri verildi. Madalya töreni İTÜ Stadyumunda gerçekleştirildi.