Doç. Dr. Filiz Altay ile Gıda Mühendisliği ve Nanoteknoloji Üzerine
Ağu 08, 2016


“Asırlardır öncü” kimliğiyle, köklü araştırma kültürünü her gün daha da geliştiren, bilimsel çalışmalarına devam eden üniversitemiz, Gıda Mühendisliği Bölümü’ndeki çalışmalarla da adından söz ettiriyor.

Bölümümüzdeki önemli akademik çalışmalardan birini yürüten Kimya-Metalurji Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü öğretim üyemiz Doç. Dr. Filiz Altay; gıda güvenliği, nanoteknolojinin gıdalar üzerinde kullanımı ile katkı maddelerinin en aza indirilmesi ve bölümün uzmanlık alanı konularında önemli ipuçları verdi.

nanoteknoloji-gida muh-4

Doç. Dr. Filiz Altay, gıda mühendisliği bölümüyle ilgili olarak en yanlış bilinen noktanın, bölümün ayrı bir uzmanlık alanı olarak görülmesi gerekirken, biyoloji alanıyla ilişkilendirilmesine dair yaygın kanı olduğunu belirtiyor. Bu noktada, biyolojinin temel bilimler kategorisine giren bir alan olmasının ve gıda mühendisliğinin adından da anlaşılacağı üzere “mühendislik” temeline dayandığının altını çiziyor.

Gıda mühendisliğinin çoğu zaman beslenme uzmanlığı ve diyetetik alanlarıyla da karıştırıldığını ve bu yüzden genellikle kavram karmaşası yaşandığını vurgulayan Altay, İTÜ Gıda Mühendisliği Bölümü olarak birçok çalışmaya imza attıklarını ve yenilerinin yolda olduğunu söylüyor.

Gıda mühendisliğine nanoteknoloji etkisi

Diğer bilimlerde olduğu gibi disiplinler arası çalışma anlayışının öncelikli olduğu gıda mühendisliği bölümünde görev yapan Altay’ın çalışmalarında, nanoteknolojinin gıdalar üzerinde uygulanması ve buradan yeni sonuçlar elde edilmesi önemli bir yer tutuyor. Altay bu konuda şöyle diyor: “Yaklaşık 5-6 yıl önce, gıda mühendisliğinde nanoteknolojik uygulamalar üzerine çalışmaya başladım. Bu bağlamda TÜBİTAK’ın kabul ederek destek verdiği iki COST (Bilim ve Teknolojide Avrupa İş Birliği - European Cooperation in Science and Technology) projem oldu. Hatta bu projelerle birlikte bölümümüzde “nanolif üretimi ve karakterizasyonu" laboratuvarı kurdum.”

nanoteknoloji-gida muh-3

COST projesiyle yeni bir ölçüm cihazına sahip olduklarının ve bunun Türkiye’deki gıda mühendisliği bölümlerinde az sayıda bulunan cihazlardan biri olduğunun da üzerinde duran Altay, projelerindeki odak noktalarını şöyle özetliyor: “Bu iki projemden biri kıvam arttırıcı, stabilize edici, sineresisi ve yağ ayrışmasını önleyici olarak kullanılabilirliğinin araştırılması; diğeri ise kontrollü salım yapan nanolifli kaplamalı koruma (enkapsülasyon) konuları üzerineydi. Bu projelerde nanoteknolojik uygulamalar yoluyla mayonez, dondurma ve salata soslarında kullanılan katkı maddelerinin azaltılmasına odaklandım.”

Sağlıklı yiyecek ve içeceklerin herkese daha iyi bir yaşam sağladığını ve böylece devlet bütçelerindeki sağlık harcamalarını da azalttığını belirten Altay, konunun mali açıdan önemine de dikkat çekiyor. Öğretim üyemiz, nanoteknolojik uygulamaların da bu konuda etkili olabileceğini ve ulusal servetin verimliğini artırıcı rol oynayabileceğini söylüyor.
Günümüzde güvenli gıdaya ulaşmanın ve sağlıklı beslenmenin daha da önemli bir hâle geldiğini hepimiz biliyoruz. Genellikle ayaküstü ve hazır yemeklerle beslenmeye alışan gençlerin algısının da bu noktaya toplanması oldukça önemli. Altay tam da bu noktada, Ar-Ge çalışmalarına verilen desteğin giderek artmasıyla birlikte yiyeceklerdeki katkı maddelerinin en aza indirilebileceğini belirtiyor. Üniversitemizin Ar-Ge çalışmalarına verdiği destek ve öğrencileriyle birlikte yaptıkları çalışmalar sonucunda nanoteknolojik uygulamalar yoluyla bunun ulaşılabilir bir hedef olduğunu belirtiyor.

nanoteknoloji-gida muh

Doç. Dr. Filiz Altay, nanolif süzme yüzeylerini (membranlar) besin değerini düşüren kaynatma işlemine maruz bırakmadan ve yiyeceğin yapısını bozmadan mikroorganizmaların uzaklaştırılması ve böylece katkı maddelerinin azaltılması, hatta mümkünse kullanılmaması üzerine çalışıyor. Ayrıca, Altay ve öğrencilerinin nanolif membranların gıda uygulaması hakkında bir patent başvurusu da bulunuyor. Doç. Dr. Filiz Altay ve öğrencilerinin çalışmaları, ilaç, tekstil ve gıda alanlarında nanoliflerin filtre membranı, nanolif kaplamayla koruma (enkapsülasyon) yöntemi ve sensör olarak kullanımları üzerine devam ediyor.

Filiz Altay ve öğrencileri neleri hedefliyor?

2014 yılında teknolojiyi ve İTÜ öğrencilerini, bilim ve iş dünyasıyla buluşturan İTÜ ARI Teknokent’te Nanotel’i kurduğundan da bahseden akademisyenimiz burada öğrencileriyle birlikte nanoteknolojinin başta gıda mühendisliği olmak üzere; sağlık, ilaç, tekstil ve malzeme alanlarında da uygulanması konusundaki Ar-Ge çalışmalarına odaklandıklarını söylüyor. Türkiye’de ilk kez nanolif üreten oluşum olan ve TÜBİTAK’tan hibe desteği alan Nanotel’de, nanolif üretim cihazını da kendilerinin yaptıklarını ve hatta bu cihazın endüstriyel prototipini de geliştirdiklerini belirtiyor.

nanoteknoloji-gida muh-2

Yapay ve doğal polimerlerden nanolif üretimine ek olarak farklı yerlerde kullanılmak üzere nanolif tasarımı da yapan ekip, ulusal ve uluslararası iş birlikleriyle yürüttükleri projelerle Ar-Ge çalışmalarına devam ediyor. Doç. Dr. Filiz Altay ve öğrencileri; atık suların kimyasal veya ısıl işlemler olmadan arıtılmasını sağlayan pan nanolifi, aroma ve antioksidan gibi hassas aktif maddelerin nanolif kaplamayla korunmasını sağlayan jelatin nanolifi, diğer biyopolimerlerin nanolifi ve gıda ambalajlarının yanı sıra, yenebilir filmlerde koruyucu amaçlı kullanılan kitosan nanolifi de üretiyor. Ayrıca; radyo dalgalarının, manyetik ve mikrodalgalı cihazların yiyeceklere etkisi vb. bilimsel konular üzerine de çalışmalar yapıyor.

Doç. Dr. Filiz Altay ve öğrencilerinin yaptıkları analizler ve çalışmalarla ilgili ayrıntılı bilgilere buradan ulaşabilirsiniz.

Haber: Kurumsal İletişim Ofisi
Fotoğraflar: Görsel İletişim Tasarımı Ofisi