Dijital Dönüşüm Anaokulundan Başlıyor
Eki 19, 2016


Günümüzde dünya ekonomisinin temeli sayılan girişimci ve inovatif fikir üretiminin özüne baktığımızda, konunun aslında bir kültür ve sistem meselesi olduğu açık bir şekilde görülüyor. Kalıcı, sürdürülebilir, uluslararası rekabette öne çıkabilen bir ülke ekonomisi için ilk koşul, Ar-Ge odaklı ve inovatif düşünebilen, açık fikirli nesillerin yetişmesidir. 90’lı yılların başında hızlanan küreselleşmenin ve 2000’li yıllarla birlikte ortaya çıkan dijital dönüşümün bugün geldiği noktada; Endüstri 4.0, girişimcilik ve bilgi ekonomisi kavramları geleceğimizi şekillendiriyor.

Peki, hızla dijitalleşen bir dünyada Türkiye’nin parlak fikirlere sahip genç beyinlerden en iyi şekilde yararlanabilmesi ve gelecekteki yeni nesilleri de bu kültürle yoğurabilmesi için ne yapması gerekiyor? İTÜ Geliştirme Vakfı Okulları Yönetim Kurulu Başkanı Serhat Özeren bu soruyu “Dijital dönüşüm anaokulundan başlıyor.” diyerek cevaplıyor.

SerhatOzeren

Özeren: “Milli eğitim sistemimizde kalıcı değişiklikler yapılması gerekiyor.”

İTÜ Geliştirme Vakfı Okulları Yönetim Kurulu Başkanı Serhat Özeren, ülkemizde başarısızlıkla sonuçlanan ya da belli bir noktadan sonra sürdürülebilirliğini kaybeden girişimci fikirlerdeki temel sorunun, “girişimcilik” kavramının bir “kültür” olarak benimsenmemesinden kaynaklandığını belirtiyor. Özeren, bu kültürün yerleşmesinin anaokulundan başladığına, üniversitede ise temellendiğine dikkat çekiyor ve sınav odaklı bir eğitim sisteminde girişimci fikirlerin gelişemeyeceğini, bilgi ekonomisine geçilemeyeceğini vurguluyor. Bu noktada, bazı gelişmiş ülkelerin uygulamaya geçtiği ve haftada birkaç saat küçük yaştaki öğrencilere verilen kod eğitimini örnek gösteren Özeren, bunun önemli bir yenilik olmakla birlikte yeterli olmadığını belirtiyor, “girişimcilik kültürü”ne olan bakış açımızı değiştirmemiz gerektiğini söylüyor.

Ailelerin, çocuklarının cep telefonu kullanabilmesini ya da ebeveyn olarak uyum sağlayamadıkları teknolojik olanakları kullanmasını “dijital dünyayla tanışma” olarak gördükleri üzerinde duran Serhat Özeren, bunun büyük bir yanılgı olduğunu hatırlatıyor. Ülkemizin dijital dönüşümü tamamlayabilmesi ve Endüstri 4.0 sürecine doğru bir şekilde hazırlanabilmesi adına, yeni nesillerin okul çağında alacakları dijital dönüşüm ve bilgi ekonomisi eğitimlerinin kariyerlerinde çok önemli bir rol oynayacağını da sözlerine ekliyor. Özeren, kod eğitimi de dâhil olmak üzere bu donanımları öğrencilere kazandıracak eğitmen kadrosunun Türkiye’de olduğunu, bilişim öğretmenlerinin bu amaç etrafında bir araya getirilerek bu kavramsal dönüşümün yönetilmesinin mümkün olduğunu kaydediyor.

Özeren: “Her mutlak değer sıfırdan büyüktür.”

Özeren; gereken dönüşümü sağlamak, girişimci ve dijital dünyaya gerçek anlamda uyum sağlayabilen, bu alanın olanaklarından sonuna kadar yararlanabilen kuşaklar için ulusal eğitim stratejimizin de çok yönlü insan yetiştirmeye odaklanması gerektiğini belirtiyor. Sadece akademik-bilimsel açıdan değil; sportif ve sanatsal yönden de kendini yetiştirmiş bireylere ihtiyacımız olduğunun altını çiziyor. Bu nedenle, gerek liseye gerekse üniversiteye geçişi sağlayan başarı puanlarının da buna uygun, çok yönlü değerlendirmeyle yapılması gerektiği görüşünü paylaşıyor.

İTÜ GVO Yönetim Kurulu Başkanı Serhat Özeren sözlerini şöyle noktalıyor: “Farklı dallarda sportif başarıları bulunan çocukların, üniversiteye geçiş kaygıları nedeniyle sporu bıraktıklarını üzülerek görüyorum. Ne yazık ki sanatsal ve sportif eğitim açısından Türkiye’deki okulların altyapısal eksiklikleri bulunuyor. Fakat değişime, bu altyapıya sahip okullarımızdan başlayabiliriz, bu bile önemli bir kazanç olacaktır. 2016 Rio Olimpiyatları'nda ülkemizi temsil eden ve artistik jimnastikteki performansıyla umutlarımızı yeşerten İTÜ Geliştirme Vakfı Okulları Ekrem Elginkan Lisesi öğrencimiz Tutya Yılmaz, henüz 17 yaşındayken bu başarıyı yakaladı. Tutya, sportif başarısının yanında, akademik yönden de oldukça başarılı bir öğrencimizdir. Bireysel çabanın yanına okulun da desteği eklendiğinde, bu başarı öykülerini daha sık göreceğiz. Çünkü Tutya, isteyince ve desteklenince gençlerimizin neler yapabileceğinin çok güzel bir örneği olarak karşımızda duruyor. Doğru fizibilite çalışmalarını yaptığımız takdirde, her mutlak değerin sıfırdan büyük olduğunu göreceğiz.”

Haber: İTÜ Kurumsal İletişim Ofisi
Fotoğraf: İTÜ Görsel İletişim Tasarımı Ofisi