ARCHIPRIX-Türkiye 2016’nın Zirvesindeki İsim: Mezunumuz Mimar Meriç Arslanoğlu
Oca 05, 2017


Ülkemizde mimarlık alanındaki en iyi diploma projelerini seçmek üzere Yapı-Endüstri Merkezi (YEM) ve Şevki Vanlı Mimarlık Vakfı ortaklığıyla düzenlenen, ulusal çaptaki mimarlık öğrencileri bitirme projeleri yarışması ARCHIPRIX-Türkiye, 2016’da katılım rekoru kırdı. Mezunumuz Meriç Arslanoğlu’nun “The Strawberry Effect” projesiyle birinci olduğu yarışma, Türkiye’deki tüm mimarlık okullarını ortak bir platformda buluşturarak yapıcı bir rekabet ortamı yaratmayı hedefliyor. Geçtiğimiz ay 21. kez düzenlenen ARCHIPRIX-Türkiye, 44 üniversiteden toplam 256 proje başvurusu aldı.

mericarslanoglu (2)

2016 yılı sponsorluğunu Mono Electric’in üstlendiği yarışma kapsamında ödüller, farklı mimarlık alanlarına katkılarıyla öne çıkan mimarlar; Ahmet Alataş, Alexis Şanal, Mehpare Evrenol, Sevince Bayrak ve geçen yılın birincilik ödülünü alan yedek üye Anas M. Mahli’den oluşan jüri grubu tarafından belirlendi.

mericarslanoglu (3)

Çilek Etkisi (The Strawberry Effect) Projesi neleri hedefliyor?

Yapay yöntemlerle doğal görünümlü alanlar oluşturulabilir mi? Peki, ya doğal olmaya öykünmeyen, sentetik bir mekân tasarlasaydık nasıl olurdu? Arslanoğlu’nun mimarlık fakültemizde tamamladığı bitirme projesi, New York şehrindeki Central Park, Lowline ve High Line Park gibi deneyimleri tamamen farklı olan yapay çevreleri “çileğe öykünen çilek aromaları” olarak tasvir eden ve buradan hareketle, insanın müdahaleleriyle; sentetik ve yapay bir çevrenin ender ve ilk örneği olarak bu kenti inceliyor. Sanayileşme ve üretimin en önemli merkezlerinden olan; işleyişi, geçirdiği tarihsel süreçleri ve dokusuyla her açıdan bir dünya şehri olarak kabul edilen New York’da doğa, The Strawberry Effect kapsamında “içinde oturulan ve yaşanan" bir yer” olmaktan çok, “üzerinde üretilen, çalışılan bir nesne" olarak ele alındı. Böylece, şehirde "nesne" durumuna düşen doğal elementler de aslında "taklit” veya "yapma" unsurlar olarak değerlendirildi.

mericarslanoglu (1)

Konsepti, geleceğin yapay çevrelerine dair yenilikçi malzemeler ve bio-kimyasal deneyler üzerinden senaryolar geliştirmeye, kavramsal araştırmalarla başlayıp bina ölçeğine kadar inmeye dayanan proje, Hudson Nehri ve High Line gezinti yolunun post-endüstriyel miraslarından yararlanarak yapay ve sentetik bir mekân oluşturabilme potansiyeli ve bu mekânsallaşmanın deneyimine odaklanıyor.


Haber: İTÜ Kurumsal İletişim Ofisi