Güncel Depremleri 17 Ağustos'un Yıl Dönümünde Konuştuk
Ağu 17, 2017


İTÜ Maden Fakültesi ve Avrasya Yerbilimleri Enstitüsü Öğretim Üyelerimiz Prof. Dr. Celâl Şengör ve Prof. Dr. Hans Thybo, İTÜ’nün depremle ilgili yaptığı çalışmalar hakkında bilgi verdi.

17 Ağustos 1999’da Kocaeli Gölcük merkezli, saat: 03.02’de meydana gelen ve yaklaşık 45 saniye süren Kocaeli’nden başlayarak tüm Marmara’yı sarsan, İzmir ve Ankara’yı da etkileyen 7.4 büyüklüğündeki depremin üzerinden 18 yıl geçti. Resmi verilere göre yüz binlerce konut ve iş yerinde hasar oluştu. 17 bin 480 kişi hayatını kaybederek, 48 bin 901 kişi de yaralandı. İTÜ, 17 Ağustos Depremi’ne sebep olan Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın Marmara Denizi’nde kalan parçası üzerine çok sayıda araştırma yaptı. Çalışmalarıyla Türkiye’den en büyük katkıyı yapan kuruluşların başında geldi. Bu noktada herkesin merak ettiği deprem araştırmalarında gelinen noktadan başlayarak son dönemlerde yaşanan depremlere kadar pek çok soruyu öğretim üyelerimize sorduk. Bilim insanları, deprem konusu hakkında bilgi verirken vatandaşlara alması gereken önlemleri de sıraladı.

deprem-3

“İTÜ hep liderlik etti”


Avusturya Bilimler Akademisi'nin muhabir üyesi seçilen ikinci Türk olan İTÜ Maden Fakültesi ve Avrasya Yerbilimleri Enstitüsü öğretim üyesi Prof. Dr. Celâl Şengör, şunları söyledi:

“Geçtiğimiz 18 yılda Türkiye deprem araştırmalarında büyük mesafe katetti. Bunun en önemli yükünü iki kurum çekmiştir: İTÜ ve Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü. Marmara’da yapılan tüm deniz araştırmaları İTÜ tarafından organize edilmiş ve tam bir uluslararası iş birliği ağı oluşturulmuştur. Bunun sonucunda Marmara dünyanın en iyi bilinen iç denizlerinden biri, belki de birincisi oldu. Kandilli Enstitüsü’nün katkısı aletsel sismoloji yönünde olmuştur. Bu iki kurumun yanında MTA ve Afet İşleri’nin de katkıları oldu. Ama liderlik hep İTÜ’de olmuştur.”

deprem-2

Telaş edilecek bir durum yok

Son günlerde ülkemizde özellikle Bodrum başta olmak üzere Ege Bölgesi’nde olan depremleri değerlendiren Prof. Dr. Şengör, şunları dile getirdi:

“Bodrum’da olan depremler Türkiye’nin batısını oluşturan Ege gerilme sistemine ait faylardan olan Gökova büyük normal fayının eseridir. Bu fayı tek bir yüzey olarak düşünmemek lazım. Orada ona paralel pek çok büyüklü küçüklü normal fay var. Büyük deprem bunları tetiklemiştir. Sürmekte olan faaliyet bunun eseridir. Elimizdeki deprem kayıtlarına göre 15. yüzyıldan beri Ege’de deprem faaliyetinin en kesif olduğu kısım Büyük Menderes Vadisi’nden Edremit’e kadar olan alandır. Daha kuzeyi, malum, Kuzey Anadolu Fayı’nın arazisine girer. Gökova civarından elimizde çok deprem kaydı yok. Bu demek değildir ki olmadı. Ama elimizdekilere göre, orası epey bir süredir suskun. Şimdi Ege yılda 1,5 ile 2,5 cm bir hızla kuzey-güney geriliyor. Yani Marmaris İstanbul’dan bu hızla uzaklaşıyor. Bu uzaklaşma, bizim Ege bölgesinde bulunan doğu-batı uzantılı olukları (kuzeyden güneye: Edremit-Müsellem Boğazı, Bakırçay-Simav, Alaşehir, Küçük Menderes, büyük Menderes ve Gökova) sınırlayan normal faylar boyunca olan hareketle gerçekleşiyor. Bu hareketler de zaman zaman depremlere yol açıyor. Bu depremlerin en büyükleri zar zor 7’yi bulur (Bazen biraz geçer). Genellikle 6,5 veya daha küçüktür. 6,5’luk bir deprem, Amerikan Jeoloji Servisi’nin istatistiki değerlendirmelerine göre 2 m. ötelenme demektir. Normal fayların eğimlerini gene kabaca 45° olarak alırsak, 2 m bir ikizkenar üçgenin hipotenüsüne karşılık geliyor demektir ki bu gene kabaca 1,5 metrelik bir yatay uzamaya karşılık gelir. Ege’deki yıllık uzamanın en çok 2,5 cm olduğunu varsayalım. Demek on senede 25, yüz senede 250 cm’lik bir uzama olacak. Bu da yüz senede 2, 5 m demektir. Geçen yüzyılda olan büyük Ege depremlerinin üçünü ele alalım: Gediz, Alaşehir, Söke. Bu depremler zaten Batı Anadolu’nun yüzyıllık kotasını doldurmuşlardır. Bodrum Depremi bunlardan daha batıda olduğu için kelimenin tam anlamıyla ekstradır. Bundan sonra burada bu büyüklükte bir deprem olması için Ege’nin hızlanması gerekir ki bu da mümkün değildir. Dolayısıyla meydana gelen kırılmadan sonra çevredeki faylar da üzerlerinde birikmiş olan gerilmeyi boşaltacaklardır. Bu da 5+, 4+, 3+ gibi depremlerin bir müddet daha sürmesi demektir ki, ben bunda çok telaş edilecek bir durum görmüyorum.”

Medyada her habere güvenmeyin

Prof. Dr. Şengör, vatandaşlara ise şu uyarılarda bulundu:

“Evlerinin sağlam olduğuna dikkat etsinler, yeni ev alacak veya yaptıracaklar muhakkak bir jeoloğa ve bir deprem mühendisine danışsınlar. Jeolog yer için, deprem mühendisi bina için. Bir de gazete ve televizyonlarımızda çıkanları kesinlikle ama kesinlikle ciddiye almasınlar. Oralarda bilim adamı, uzman diye boy gösterenlerin hemen hiçbirisinin bu konularla ilgisi yok. Konuşanlara baksınlar İTÜ veya Kandilli Rasathanesi’nden ise, tamam.”

deprem-1

Hans Thybo: Denizde meydana gelen depremler tsunamiyi tetikler


Yerbilimi alanında dünya çapında tanınan en önemli isimlerden İTÜ Avrasya Yerbilimleri Enstitüsü Öğretim Üyemiz Prof. Dr. Hans Thybo, Türkiye’deki depremlerle ilgili şunları dile getirdi:

“Türkiye, bulunduğu konum nedeniyle bugüne kadar şiddetli depremlere maruz kalmıştır. Jeolojik açıdan bakıldığında Türkiye coğrafi olarak çok genç ve karmaşık bir yapıya sahiptir. Arabistan plakası doğu Anadolu’yu Avrasya’ya karşı kuzey yönünde iterken Anadolu’nun büyük kara kısmı batı yönünde, Ege Denizi hattı da güney yönünde dönüyor. Kuzey Anadolu Fay Hattı, bu hareketi neden olan temel jeolojik yapıdır ve Anadolu ve Avrasya arasında sınır görevi yapmaktadır. Anadolu'nun büyük bir kısmı Avrasya, Afrika ve Arabistan litosfer plakaları arasında konumlanmıştır. Gözlemler, Doğu ve Orta Anadolu'da meydana gelen 1939 -1944 arasındaki büyük depremlerle Kuzey Anadolu Fayı deprem hareketlerinin 20. yüzyılda batıya doğru göç ettiğini işaret etmektedir. 1999'da İzmit'te meydana gelen son deprem çok zarar vericiydi. Bu nedenle Kuzey Anadolu Fayı üzerindeki gerçekleşecek bir sonraki deprem Marmara Denizi'nde, muhtemelen İstanbul yakınında beklenmektedir. Bu noktada bizler neler yapabiliriz? Depreme dayanıklı evler inşa edebiliriz. Konusunda uzman kişilerle iletişim içinde olmak çok önemlidir. Denizde meydana gelen depremlerin tsunamileri tetiklediğini unutmayalım. Riskin farkında olalım.”

Haber: İTÜ Kurumsal İletişim Ofisi