Mezunumuz Yüksek Mühendis Güner Koçel’den Teknik Üniversite’ye Vefa
Nis 11, 2018


Türkiye’de mühendisliğin temelinin Teknik Üniversite’de atıldığını belirten Makina Fakültesi 1959 yılı mezunumuz, Alarko Holding Yönetim Kurulu Üyesi Yüksek Mühendis kıymetli Koçel, “Nereye elinizi atsanız, hangi tesis, hangi kuruluş olursa olsun ya başında ya da içinde Teknik Üniversite vardır. Dolayısıyla Teknik Üniversite, Türkiye ile birlikte gelişen ve Türkiye’nin sağlam temelini teşkil eden üniversitedir.” dedi.

Bu Camia Bizim Hep İçimizde

Bizim sülalemizde çok mühendis var. Teknik Üniversite’ye girme düşüncesi, özellikle benim bulun-duğum ortamda çok müsaitti. Dayım Teknik Üniversite mezunuydu ve ağabeyim Mimarlık Fakültesi’nde okuyordu ben lisedeyken. Doğal olarak atmosfer Teknik Üniversite’yi gösteriyordu. Hatta şu anda bile gelinim buradan mezun. Yani bu camia bizim hep içimizde. Biz tabii olarak Teknik Üniversite’den başka bir şey düşünmüyorduk. Hatta bizim liseden mezun olduğumuz tarihlerde Tıp Fakülte-si ve Hukuk Fakültesi’ne imtihansız doğrudan doğruya kayıt olunuyordu. Fakat onların hiçbirisi be-nim için önemli değildi. Çünkü ben mühendis olmayı kafaya koymuştum. Ve doğrudan doğruya Teknik Üniversite imtihanlarına girdim. Ben biraz makinaya meraklıydım, onun için Makine Fakültesi benim için önemliydi. Nitekim imtihanı kazandım ve üniversiteye başladım. Tabi o zamanki Üniversite her bakımdan çok farklıydı. Tek bir binada öğrenim gördük. Daha doğrusu Taşkışla ve Gümüşsuyu binaları vardı. Makina ve Elektrik Fakülteleri Gümüşsuyu’nda, Mimarlık ve İnşaat Fakülteleri ise Taşkışla’daydı. Bu sebepten biz birbirimizi çok iyi tanırdık. Hem sınıflar, hem de fakülteler arasındaki ilişkiler çok iyiydi. Ben dönemimdeki herkesi tanırım. Çünkü çok küçüktü üniversite ve her zaman karşılaşırdık. Müşterek derslerimiz vardı, koridorlarda yemekhanede buluşurduk. Dolayısıyla birbirine yakın bir camiaydı.

guner-kocel

Çanakkale Gazisi Hocamız Vardı


Allah rahmet eylesin hepsine, çok saygı duyduğum sevdiğim hocalar vardı. Mesela Mustafa İnan... Ben kendisinden Mukavemet 1-2 ve bir de özel Mukavemet dersi aldım. Mustafa İnan, Dünya çapında çok harika bir hocaydı. Makina Fakültesi’nde Mekanik’te Rafit Berker Hoca vardı. Zaten Üniversite’nin yarısında Alman hocalar vardı. Diğer yarısı da böyle meşhur hocalardı. Almanlardan Yük-sek Matematikte Weirich vardı. O da çok meşhur bir hocaydı Avrupa’da. Ben onun meşhur olduğunu sonradan öğrendim. Adam yaşlıydı, hafif gözü sakattı ve topaldı ama çok iyi ders veriyordu. Biz onu alelade bir hoca olarak görüyorduk. Aradan yıllar geçti, bir gün bir teknik dergi incelerken Weirich’in Çanakkale Harpleri’ne iştirak ettiğini, gözünün ve ayağının sakatlığının oradan kaldığını öğrenince çok şaşırmıştım.

Teknik Üniversite’ye Vefa Borcu Hissediyorum

Benim üniversite ile olan ilişkim mezun olduktan sonra da kesilmedi. 1980’li yıllarda Makina Fakültesi’nin danışma kurulu vardı. Ben o danışma kurulunda olduğum için üniversiteye sürekli gelip gidiyordum ve olup bitenden haberim oluyordu. Sonra 90’lı yıllarda vakfın çalışmalarına iştirak ettim. Tabii bütün bunlar hep fahriyen yapılan işler. Vakfın koordinasyon komitesinde görev aldım ve sonrasında da yönetimine girdim. O günden beri, yani 25-30 senedir vakıf ile ilişkideyim. Vakıf demek üniversite demek tabi. Olup bitenlerden haberimiz oluyor. Bu da bana zevk veriyor çünkü biz çok şanslı öğrencilerdik. Devlet bu sistemi bize hediye etti. Onun için de ben vefa borcu hissediyorum ve bu vefa borcunu ödemek için hep buralardayım. Açıkçası bu hizmetleri verince içim rahat ediyor. Mezunlarımızın büyük bir kısmı maalesef okuldan ayrıldıktan sonra kendi hayatlarına dalıp üniversiteyi unutuyorlar ama benim gibi düşünen arkadaşlarım da var. Benim için üniversitemizin yükselme-si ve kıymet kazanması her zaman birinci derecede önemli. Dolayısıyla elden gelen katkıyı ve gayreti yapmaya çalışıyorum.

Teknik Üniversite Türkiye’nin Gelişimine Çok Büyük Katkılar Sağladı

Eski tarihlerden itibaren Türkiye’deki teknik dünyanın yaradılışının mimarı tamamen Teknik Üniversitelilerdir. Nereye elinizi atsanız, hangi tesis, hangi kuruluş olursa olsun ya başında ya da içinde Teknik Üniversite vardır. Dolayısıyla Teknik Üniversite, Türkiye ile birlikte gelişen ve Türkiye’nin sağlam temelini teşkil eden üniversitedir. Hiç kimse bunun aksini iddia edemez. Bunu gönül rahatlığıyla ve gururla söylüyorum. Şimdi de tabii ciddi çalışmalar yapıyor; çok büyük bir kitle yetiştiriyor. İmkanlar daha iyi. Bizim laboratuvarlarımız falan daha fakirdi. Ama şimdi çok güzel. Mesela Makina Fakültesi’nin laboratuvarları Türkiye’de başka yerde yok. O kadar güzel yani. Ben makinacı olduğum için orayı daha yakından tanıyorum. Teknokent’in kuruluşu çok faydalı oldu. Atılım yapmak üzere fikri olan orada kendine yer buluyor. Bütün bunlar eskiye göre çok gelişmiş yapılar. Bunları iftiharla izliyoruz.

Türkiye’nin İlkleri: İTÜ TV, İTÜ Radyo, TRT ve Devrim Arabaları

İTÜ Radyo çok basit bir stüdyoydu ama çok kıymetliydi. Çünkü bütün halk onun yayın gününü beklerdi. Sanıyorum Perşembe günleri yayın yapılırdı. Birtakım şarkıcılar, konuşmacılar yayın yaparlardı. Hemen arkasından TRT kuruldu. TRT’yi kuranlar da bizim arkadaşımızdı. Tabii Adnan Ataman Hoca’nın çok büyük katkısı ve rolü var. Ama Teknik Üniversite’dir bütün bunları yapan. Teknik Üniversi-teliler kurmuştur hem radyoyu hem de televizyonu.

Devrim Arabaları’nı yapan Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları’ndaki (TCDD) arkadaşlar benden ya 3 ya da 4 devre evveldir. İhtilal olmuş; askeri idare var; onlar da askerler de Türkiye bir hamle yapsın istiyorlar. O atmosfer içerisinde TCDD’deki arkadaşlar biz araba yaparız diyerek kendilerine güvendiler. Yaptılar ve her şeyiyle mükemmel yaptılar. Ama bir aksilik oldu; o araba kötü puan aldı ve tabii çocuklar çok üzüldüler. Çok iyi bir şey yapmışken takdir görmediler ama yapabildiklerini göstermek istediler ve yaptılar da. O tarihlerde nereye gitseniz hemen hemen bütün önemli pozisyonlarda Teknik Üniversiteliler vardı. Bu tip işlerin yapıldığı yerlerde Teknik Üniversitelilerin katkısı şüphesizdir.

Türkiye’deki Mühendisliğin Mekke’si İstanbul Teknik Üniversitesi’dir

Genç mühendislerin, akıllarına gelen düşünceleri ısrarda çekinmemeleri lazım. Yani güvendikleri bilgileri ısrarla yürütmeleri lazım. Bu başarı için çok önemli bir husus. Acaba başkası ne der, ben böyle düşünüyorum ama yapmayayım başkası başka türlü söylüyor gibi düşünceler teknikte geçerli değildir. Onların teknikte emin oldukları şeyleri sonuna kadar savunmaları gerekir. Başında bulunduğum şirket, Türkiye’de mühendislik kadrosu en geniş şirketlerden biriydi. İşe alma mülakatlarında, işi yaparken olan temaslarda Teknik Üniversite’den gelen çocukların bariz bir farklılığı vardı. Bunu çok samimi söylüyorum. Diğer üniversiteleri küçümsemek için söylemiyorum. Çok bariz düşünce farkı görüyordum. Teknik Üniversitelilerin reaksiyonları, anlaması ve tatbikatı çok farklıydı. Onun için bizim üniversite ayrıdır. Ben kafamda burayı, “mühendisliğin Mekke’si” olarak görüyorum. Türkiye’de mühendisliğin Mekke’si İstanbul Teknik Üniversitesi’dir. Bunu açık yüreklilikle söyleyebilirim. İnanın mühendisliğin temeli buradadır.

Mezunumuz Güner Koçel

1959 Makina Fakültesi mezunumuz Güner Koçel, İTÜ Mezunları Derneği'nin 48 no’lu kurucu üyesi-dir. Ayrıca 1989'dan beri İTÜ Vakfı’nda Mütevelli Heyeti Üyesi ve aktif Yönetim Kurulu Üyesi olarak da görev almaktadır. Güner Koçel, Teknik Üniversite’den mezun olduktan sonra sırası ile; 1959 - 1960 Denizcilik Bankası A. O. Fen Bürosu’nda kontrol mühendisliği, 1960 - 1961 MSB Teknik Büro'da askerlik hizmeti, 1961 - 1962 serbest proje hizmetleri ve 1962 - 1995 yılları arasında Alarko Holding bünyesindeki muhtelif şirketlerde görev aldı. Alarko Holding bünyesinde Şantiye Mühendisi olarak göreve başlayan Koçel sırası ile; Şantiye Müdürlüğü, Proje Bürosu Şefliği, Şirket Yöneticiliği ve Muharras Üyelik ve son olarak Holding Yönetim Kurulu üyeliği ve Topluluk Başkan Yardımcılığı görevlerini ifa etti.



Haber, Fotoğraf ve Video: İTÜ Kurumsal İletişim Ofisi