Yer Biliminin Önde Gelen İsmi İTÜ’lü Akademisyen Prof. Dr. Hans Thybo ile Röportaj
Mar 29, 2019


Yer bilimi alanında dünyaca tanınan, İTÜ Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü Öğretim Üyemiz Prof. Dr. Hans Thybo ile akademik hayatı ve çalışmaları üzerine keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.

prof.-dr.-hans-thyho (1)

Thybo, bilim adamı olma yolculuğundan İTÜ’lü olma deneyimine, Türkiye’deki tektonik çalışmaların dünyadaki araştırmalara katkısından bu alandaki bilimsel faaliyetlerin günlük hayatımıza etkilerine kadar pek çok konuda sorularımızı içtenlikle yanıtladı. İTÜ’de akademisyen olmanın potansiyelinden bahseden Thybo, yer bilimi alanında İTÜ’nün sahip olduğu uluslararası akademisyen kadrosu ve imkânlarına da değindi.

Öncellikle, İTÜ Kurumsal İletişim Ofisi olarak röportaj talebimizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz. Bilim insanı olma yolculuğunuzdan başlayabilir miyiz?

Benim için bilim insanı olmak, tüm hayatımı belirleyen bir tutkudur. Bu tutkunun; doğaya yeni bir bakış, çalışma arkadaşlarından ilham almak, önemli konularda çalışma imkânı, insanlığın yararına yeni bilgiler geliştirmek ve birkaç defa da olsa önemli bir keşifte bulunduğunuzu hissetmek gibi getirileri var. Bence, bilim insanı olmanın en tatmin edici tarafı genç bilim insanlarına geleceklerini planlamaları ve araştırmalarını en yüksek düzeyde yapabilmeleri için iyi bir eğitim ve destek verebilmektir.

Uluslararası alanda tanınan bir akademisyen olarak İTÜ’de çalışmaya karar vermenizde neler etkili oldu?

İTÜ Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsünde çalışma fırsatına sahip olduğum için kendimi ayrıcalıklı hissediyorum. Bu enstitünün oluşumundaki ana fikir, karşılıklı ilham alma ve verme perspektifi ile yer bilimleri konularında çalışan bilim insanlarını bir araya getirmektir. Enstitüde, yüksek nitelikli ve araştırmaya istekli bilim insanlarının bir arada olduğu harika bir çalışma ortamı var. İstanbul’un canlı ve yaşam dolu ortamında bulunmayı ve aynı zamanda Maslak’ta bu harika kampüste yaşamayı çok seviyorum. Zamanımın çoğunu; arazi çalışmaları, uluslararası iş birlikleri, konferanslar, araştırma kurullarına katılım ve danışma kurulu üyesi olarak diğer üniversitelere yaptığım seyahatlerde geçirdiğim hâlde, kampüs benim için önemli bir üs olmayı sürdürüyor.

İTÜ’nün hem akademik ve hem de araştırma çevresinde olmanın avantajlarını belirtebilir misiniz?

Yüksek kalitede araştırma; çalıştığınız alanda basit ve genel kavrayış, deneyler için gerekli araçlara ulaşmak, doğru zamanda doğru fikir ve bunların tümünü bir araya getirerek uygulayabileceğiniz bir araştırma planı anlamına gelir. Sizden daha tecrübeli bilim insanları ile çalışmalarınızın içeriğini görüşme olanağınız olduğunda projelerin kalitesi büyük ölçüde gelişir. Yer Bilimleri Enstitüsüne ve İTÜ Maden Fakültesine bağlı olmak, fikirleri test etme ve derin bilgi birikimine sahip meslektaşlarım ile olası araştırmalar üzerine görüşmeme olanak sağlıyor.

Türkiye ve Anadolu’daki bölgesel tektonik çalışmaların, bu alanda dünyadaki araştırma çalışmalarına sunabileceği katkılar nelerdir? Türkiye tektoniği hangi başlıklarda vaka olarak incelenip daha fazla araştırmaya yansıyabilir?

İTÜ’de olmamın en önemli sebeplerinden biri; uzun zamandır varolan, büyük ölçekli bir proje başlatarak Türkiye’nin üzerinde bulunduğu litosferi araştırma hayalimdi. Türkiye’nin jeolojisi çok özel, çünkü Dünya’nın en genç kıtasal bölgelerinden biri. Bu tip bir proje, güncel tektonik süreçleri daha iyi anlamamız ve kıtaların küçük tektonik plakaların birleşmesi ile nasıl oluştuğunu öğrenmek için eşsiz olanaklar sağıyor. Bu evrim, hiç kuşkusuz yüksek dağ silsilelerini oluşturdu ve bugün oluşumun yüzeydeki yapılarını doğrudan görebiliyoruz. Aslında, Türkiye'deki litosferi çalışmak, mevcut Tibet Platosunu oluşturan Hindistan ve Avrasya arasındaki büyük çarpışmadan önce Himalaya Bölgesinin nasıl olduğunu anlamak için en iyi imkan olabilir. Benim bu süreçleri anlamadaki katkımın, tüm Türkiye ve civarının hem kıtasal yer kabuğunun derin yapısını hem de litosferin derin kısımlarının görüntü ve modellerini oluşturmak üzerine olmasını umuyorum. Diğer Türk kurumları ve araştırma merkezleri, hâlihazırda dünyadaki en iyi sismik ağlardan birini ve GPS istasyonlarını kurmuş, çok iyi bir veri seti sağlamışlar. Ancak, 30-40 km derinlikteki kabuğa ait yapının verisi gibi temel bilgiler hâlâ eksik. Bu tür verilerin toplanması ve yorumlanması konusunda uluslararası bir uzmanım ve isteğim, önümüzdeki 5-8 yıl içerisinde Türkiye’nin yer kabuğu yapısının en gelişmiş şekilde taranması ve o zamana kadar genç Türk jeofizikçilerin bu tür çalışmaları bireysel olarak ve bugünden çok daha ileri düzeyde yapabilecek kadar eğitim almış olmalarıdır.

prof.-dr.-hans-thyho (2)

Genellikle insanlar, yapılan bilimsel araştırmaların büyük resme etkisini ve günlük yaşamlarını nasıl etkilediğinin farkında değiller. Çalışmalarınızın diğer alanlara nasıl zemin hazırladığıyla ilgili olarak birkaç örnek verebilir misiniz? Genel olarak sağlık, sosyal konular, enerji gibi günlük yaşamlarımız üzerinde sunduğu imkânlara dair…

Türkiye’deki yer kabuğu ve daha derindeki litosfer yapısının modelleri, bu bölgeyi inşa eden süreçler hakkında önemli çıkarımlar sunmaktadır. Özellikle hidrokarbon kaynakları ile ilgili alanların belirlenmesi için önemli bir bilgi sağlayacaktır.. Önerilen araştırma programı; hidrokarbonların bulunduğu, şimdiye dek bilinmeyen havzaları tespit etmemizi sağlayabilir. Modeller, yer kabuğu ve litosfer boyunca var olan kaya türleri hakkında bilgi sağlayacaktır ki bu durum, oluşum esnasındaki ısı değişimlerini anlamak için gereklidir. Isı alanı, hidrokarbonların muhafazası ve oluşumu için anahtar bir parametredir. Örneğin; modeller, güçlü magmatik ve volkanik hareketin olduğu alanları tespit edebilir. Bu bölgeler açık olarak oldukça sıcaktır ve yer kabuğuyla ilgili modeller zamanla ısı alanının evrimini hesaplamamıza izin vermektedir.

Isı modellemelerinin önemli bir diğer yönü, jeotermal kaynakların tespit edilmesidir. Bu durum, Türkiye için büyük bir kaynak sağlayacaktır. Buna ek olarak modeller, günümüzde Anadolu'yu oluşturan daha küçük plakaların çarpıştığı ve birleştiği yerlerde sıklıkla bulunan mineral kaynaklarının oluşumunun anlaşılması için bilgi sağlayabilir. Yer kabuğu modelleri, deprem odak noktalarının yerini ve mekanizmalarını saptamadaki belirsizliği azaltmak için de öneme sahiptir. Türkiye, hâlihazırda çok iyi bir sismik ağa sahip ve bu durum diğer bölgelere nazaran önemli ölçüde belirsizliği azaltmaktadır. Ancak yine de yer kabuğu bilgisi bize daha fazla bilgi sunacaktır. Deprem oluşumu ile ilgili yeni detayların elde edilmesi; ilgili riskleri anlamayı, zamanla insanlık ve toplum için potansiyel tehlikeyi azaltmayı sağlayabilir.

Çalışma alanınız için dünyadaki araştırma faaliyetlerine ve diğer üniversitelere bakarak İTÜ’yü nasıl değerlendirirsiniz?

Uluslararası düzeyde, İTÜ’de yer bilimleri çalışmalarını oldukça yüksek seviyede görüyorum. Araştırma kalitesinin sayısal istatistikleri de bunu göstermekte. Tabii sayısal veriler tüm gerçekleri göstermez, sadece mevcut durum hakkında bilgi verir. Fakat bu noktada benim fikrimi tamamıyla doğruluyor. Burada kendi konularında öncü olan birçok bilim insanı var. İTÜ’de yerbilimlerinin büyük bir ağırlığı var ve yeryüzü süreçlerinin birçok yönüne değiniliyor. Bu da, kendi alanlarında muazzam bilgiye sahip meslektaşlarımla hemen hemen her konu hakkında tartışma fırsatım olduğu anlamına geliyor.

Umuyorum ki; İTÜ’yü bugün bulunduğundan daha uluslararası bir konuma getirmeye katkı sağlayabilirim. İnancım şudur ki; bilim, yüksek düzeyli bilim insanları ve kariyerinin başındaki parlak öğrencilerin bir arada olduğu çalışma gruplarında gelişir. Böyle gruplar dostça ve açık fikirli bir çalışma ortamında üretken hâle gelirler ve yeni fikirler yaratırlar. Bu fikirler, gerek genç öğrencilerden gerekse kıdemli profesörlerden gelmiş olsun, yeni fikirlere hep saygı duyulur. Ancak bu grupların dünyaya açılması ve araştırma sonuçlarının, yoğun inceleme süreçlerini içeren dergilerde yayınlanması oldukça önemlidir. Bu, araştırmanın kalitesinin gelişmesi için çok önemlidir. Kanaatimce Avrasya Yerbilimleri Enstitüsü, açık fikirli bilim insanlarının iş birliğine katkı sağladığı ve bilimi daha üst seviyelere çıkarttığı bir enstitüdür.


Haber: İTÜ Kurumsal İletişim Ofisi
Fotoğraf: İTÜ Görsel İletişim Tasarımı Ofisi