Mimarlık Dünyasının Duayenlerinden Emre Arolat İTÜ’de
Nis 19, 2019


İTÜ Taşkışla Kampüsü, “Architalkture” Mimarlık Fakültesi seminer serisi kapsamında, dünyaca ünlü Mimar Emre Arolat’ı konuk etti.

architalkture-emre-arolat (3)

İTÜ Mimarlık Fakültesi tarafından düzenlenen, mimarlık, tasarım, şehircilik ve peyzaj mimarlığı konularında tanınmış ulusal ve uluslararası konuşmacılar misafir eden, “Architalkture” Faculty of Architecture Lecture Series kapsamında Mimar Emre Arolat, “Dönüşen Kentin Dönüşemeyen Mimarlığı” başlıklı konuşmasıyla dinleyicilerle buluştu. İTÜ Taşkışla Kampüsü 126 No’lu konferans salonunda gerçekleşen etkinliğe çok sayıda akademisyen, sektör temsilcisi ve öğrenci katıldı.

architalkture-emre-arolat (2)

Mimarinin ve kentlerin dönüşümü

Arolat konuşmasına, kentlerin kendi başına dönüşmediğine, aslında hayatların dönüştüğüne değinerek başladı. Değerlerin ve ülkelerin nasıl dönüştüğünü Taşkışla üzerinden örnekler vererek anlatan ünlü mimar, Google arama motorunda karşısına çıkan fotoğraflar ile Teknik Üniversiteli ebeveynlerinin hayalindekiler arasındaki farklara değindi.

“Benim annem ve babam bu okuldan mezun. Bu salonu tasarlayan Nezih Bey’in öğrencileri ve ciddi anlamda Teknik Üniversite’ye yürekten bağlılar. Bütün bu hikâye aslında dönüşüyor ve bu dönüşüm sadece kentlere yansıyan, bizim görebildiğimiz kısmı. Bir de içinde yaşadığımız bir kısım var; o kısımda mesela Teknik Üniversite’nin en yakışıklı fotoğrafları bizim hayal ettiklerimiz değil. Google’a baktığımızda düğün fotoğrafları ve altında da laflar var… Mesela Teknik Üniversite’de bu türden bir fotoğraf çekimi yapılması, bunun internette herkese açık bir biçimde yayınlanıyor olması ve bu dışavurumcu sergileme durumundan çiftlerin mutlu olması, anne ve babamın kuşağı için tuhaf şeyler ve sindirilmesi kolay değil. Kentlerin dönüşmesi de benzer, kentler durup dururken kendi kendine dönüşmüyor.”

architalkture-emre-arolat (1)

Daha zengin kamusal alan yaratmak geçirgen kentlerle mümkün

Kentlerin içindeki bir takım kapalı mekanlara değinen Mimar Arolat, dönüşen kentlerin en büyük problemlerinden olan geçirgenliğini yitirme konusunda şunları paylaştı:

“Özellikle İstanbul gibi büyük kentlerin en büyük problemlerinden bir tanesi bu kentin içinde bir takım kapalı mekanların oluşması. Kapalı şu demek; farklı kesimlerin kullandıkları farklı yerlerin oluşması. Dünyada birçok kent var eleştirdiğimiz ve sevdiğimiz. Fakat bizim en çok sevdiğimiz kentlerin en önemli özelliği geçirgen olmaları. Geçirgen ne demek? Zemin kotunda insanların istedikleri gibi yürünebilir olması. Sürekli kapalı noktalar oluşturuyoruz. Kentsel ayrışma dediğimiz şeyi çok derinden yaşayan bir şehir İstanbul. Aslında farklı sosyal sebeplerle, kullanıma açık olan mekanlar yavaş yavaş azalıyor. Zemini boşaltıp az kullanarak; zemini mümkün olduğunca halka, kamusal kullanıma bırakan yapıların kenti çok zenginleştirdiğini ve esasen çok zengin kullanımlara kavuşturabileceğini söylüyorum. Çok basit ama üzerine düşünülmesi gereken bir şey. Kent böyle zenginleşiyor. Kent geçirgenleşerek zenginleşiyor.”

architalkture-emre-arolat (4)

30 yılı aşkın süredir mimarlık mesleğine devam eden Arolat, bu zamana kadar gerçekleştirdiği bazı önemli çalışmalardaki tasarım yaklaşımına dair bilgileri de Türkiye’de uzun bir aradan sonra verdiği bu seminerde aktardı. Dinleyicilerden gelen soruların cevaplanmasının ardından, İTÜ Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Murat Gül’ün Emre Arolat’a teşekkürleriyle etkinlik sona erdi.

Haber: İTÜ Kurumsal İletişim Ofisi
Fotoğraf: İTÜ Görsel İletişim Tasarımı Ofisi