Dünyaca Ünlü Yerbilimcilere İTÜ’den Fahri Doktora
Eki 16, 2019


İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) tarafından Dünya’da ve Ülkemizde yerbilimleri alanında bilim ve teknolojinin gelişmesine sağlamış oldukları katkılar nedeniyle Prof. Dr. John F. Dewey’e, Prof. Dr. Dan McKenzie’ye ve Prof. Dr. Xavier Le Pichon’a Fahri Doktora Beratları verildi.

fahri_doktora_1-2019

İTÜ Senatosunun aldığı kararla, Cambridge Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Dan McKenzie, Oxford Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof.John F. Dewey ile College de France Öğretim Üyesi Prof. Xavier Le Pichon’a, Dünya’da ve Ülkemizde yerbilimleri alanında bilim ve teknolojinin gelişmesine sağlamış olduğu katkılardan dolayı verildi.

Üniversitemiz Senatosu tarafından düzenlenen “Fahri Doktora Berat” töreni, İTÜ Ayazağa Yerleşkesi Süleyman Demirel Kültür Merkezimizde gerçekleştirildi.

Törene, Oxford Üniversitesi’nden Prof. Dr. John F. Dewey, Cambridge Üniversitesi’nden Prof. Dr. Dan McKenzie, College de France’den Prof. Dr. Xavier Le Pichon ve aileleri, İTÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karaca, İTÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. A.M. Celal Şengör ve bilim dünyasından çok sayıda davetli katıldı. Tören, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın ardından A’dan Z’ye İTÜ videosu gösterimiyle başladı. İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı tarafından konserin ardından tören açılış konuşmalarıyla devam etti.

fahri_doktora_toneri_2019_web (2)

40 yıllık birliktelik taçlandı

Törenin açılış konuşmasında Rektörümüz Prof. Dr. Mehmet Karaca şunları söyledi:
“Bugün, İTÜ’de birbirinden değerli dünyanın en önemli 3 yer bilimcisine fahri doktora ünvanı vermek üzere bir araya geldiğimizden dolayı mutluyum. Üniversitemizi, fahri doktora derecelerimizi kabul ederek onurlandıran ve böylelikle isimleri mezunlarımız arasına eklenen burada duran üç beyefendi artık İTÜ’lü. Duayen Profesörler, Dewey, Le Pichon and McKenzie Türkiye’deki ve üniversitemizdeki çalışmalarıyla ve destekleriyle yaşayan en önemli jeologlardandır. Birçok İTÜ’lü akademisyen ve öğrenci ile ülkemizde bilimsel çalışmalarda bulunuyorlar. Türkiye'de birçok proje başlattılar ve onlar için fon sağladılar, böylece ülkemizin jeoloji bilimini büyük ölçüde geliştirdiler. Uzun zamandır birlikte çalıştığımız bu isimlere bu nedenle fahri doktora beratlarını kendilerine vermemiz 40 yıldan daha eski olan bağlarımızı resmileştiriyor. Verdiğimiz unvanlar bizi gerçekten onlardan daha çok onurlandırıyor. Kabul ettikleri ve tarihimize bugün bir iz bıraktığımızdan dolayı minnettarız.”

fahri_doktora_toneri_2019_web (3)

Rektör Karaca’dan sonra kürsüye gelen Prof. Dr. A.M. Celal Şengör de Prof. Dr. John F. Dewey, Prof. Dr. Dan McKenzie ve Prof. Dr. Xavier Le Pichon ile ilgili anılarını paylaştı.

Açılış konuşmalarından sonra senato kararlarının İTÜ Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Attila Çiner tarafından okunan Fahri Doktora Beratları, İTÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karaca tarafından takdim edildi.

fahri_doktora_toneri_2019_web (6)

Prof. Dr. Dan McKenzie kimdir?

Cambridge Üniversitesi Profesörü Dan McKenzie, alanındaki önemli çalışmaları ve başarılarıyla dünyanın en önemli yerbilimcileri arasında yer almaktadır. Yerbilimleri konusunda Nobel muadili sayılan Crafoord Ödülü’nün sahibi olan McKenzie, yeryüzünü meydana getiren plakaların milyonlarca yılda nasıl oluştuğunu, bunların birbirine göre göreceli hareketlerini ve bu hareketin sebebini ortaya koyan çok önemli araştırmalara imza atmıştır. Yerbilimlerinde devrimsel nitelikteki en önemli kuramlardan plaka tektoniği teorisinin de kurucularından biri olarak görülmektedir.

Dan McKenzie, Tuzo Wison ile birlikte 1965’te levha tektoniğinin ana hatlarını düzlem üzerinde ortaya koyduktan sonra 1967’de bunu küre üzerinde ispat etmiştir ve Nature makalesi, pek çok kişi tarafından levha tektoniğinin başlangıcı olarak kabul edilmektedir. McKenzie 1969 yılında üçlü eklemler üzerine bir başka Nature makalesiyle levha tektoniğinin kinematik temellerini tamamlamıştır. Sonrasında ise dikkatini kıtalara çevirmiş ve levha tektoniğinin kinematik kurallarının kıt’asal deformasyona uygulanmasının zorluklarını sismolojik çalışmalarla belgelemiştir. Bu çalışmalar Türkiye’nin neotektoniğinin anlaşılmasına yaşamsal katkı sağlamıştır.

Kıt’asal tektonik çalışmalarına paralel olarak manto konveksiyonu üzerinde deneysel çalışmalar da yürüten McKenzie, bunlarla ilgili olarak manto içinde magma oluşumu hakkında jeokimyasal makaleleri yayımlamıştır. Bu makaleler ergime ile ilgili zamanımızın en önemli katkıları arasındadır. McKenzie ayrıca gerilmeli havzaların oluşumu hakkında 1978 yılında temel bir makale yazarak günümüzdeki gerilmeli havza modellerinin temellerini oluşturmuştur.

Tüm meslek hayatını Cambridge Üniversitesi’nde geçiren McKenzie, doktorasını meşhur jeofizikçi Sir Edward C. Bullard’ın yanında yapmıştır ve halen Cambridge’deki Bullard Laboratories’de çalışmalarına devam etmektedir. Kraliçe Elisabeth II tarafından Companion of Honour payesi ile ödüllendirilen McKenzie, yaptığı çalışmalarla da Türkiye jeolojisine önemli katkılar sağlamıştır. McKenzie, sık sık Türkiye’ye gelmekte, İstanbul Teknik Üniversitesinde seminerler vermekte ve İTÜ’lü yerbilimciler ile fikir alışverişinde bulunmaktadır. Günümüzde kıt’asal litosferin yapısı ile ilgili yüzey dalgalarına dayanan çalışmalar yürütmekte ve bilhassa kratonizasyon üzerinde çalışmaktadır.

fahri_doktora_toneri_2019_web (5)

Prof. Dr. Xavier Le Pichon kimdir?

College de France Profesörü Xavier Le Pichon 20.Yüzyılda jeolojide devrim niteliği taşıyan levha tektoniği teorisinin mimarlarındandır. Le Pichon, 1968 yılında kaleme aldığı temel makalesiyle Wilson’un iddiasının, son 180 milyon yıllık arz geçmişinde tamamen doğru olduğunu küre üzerinde ispat ederek levha tektoniğinin teorik temellerinin kurulmasına önemli katkı yapan dört yerbilimciden biridir. Levha tektoniğinin temelleri atıldıktan sonra bu kuramın okyanuslardaki kinematik evrimin detaylarına ne derece uyduğunu görebilmek için bilhassa Atlas Okyanusu’nda detaylı deniz tabanı jeofizik çalışmaları yürütmüş, bu arada arz geçmişinde Pangea gibi dev kıtaların taşkürenin duyarlılığı üzerindeki etkilerini incelemiştir.

Ayrıca Alpid kuşağı üzerinde de çalışan Le Pichon bilhassa Alpidlerin son 180 milyon yıllık evrimlerinin anlaşılmasına önemli katkılar yapmış, Japonya’da Kaiko projesini hayata geçirerek dalma-batma sistemlerinin dinamiğini incelemiştir. Aynı zamanda Fransa’daki meslektaşlarıyla, bilhassa merhum Jacques Angelier ile birlikte Ege Bölgesinin son 60 milyon yıllık tarihinin dinamik temellerini ortaya çıkarmıştır.

Türkiye ve İTÜ ile yakın ilişkisi esasen 1999 yılı depremlerinden sonra başlayan Le Pichon, deprem olduktan hemen sonra Türkiye’ye gelerek Prof. Dr. Celal Şengör ile birlikte deprem bölgesini gezmiş ve fayın Marmara Denizi altında devam etmesinin sağladığı imkânın derhal kullanılmasını teklif etmiştir. 2000 yılında Le Soroit gemisiyle kendisi ve Celal Şengör başkanlığında yürütülen bir seferle Marmara’nın 1/50.000’lik ilk detaylı haritasını çıkarmıştır. Le Pichon’un Marmara’nın şu anda dünyanın en iyi bilinen iç denizi olmasında önemli rolü vardır.

fahri_doktora_toneri_2019_web (4)

Prof. Dr. John F. Dewey kimdir?

Oxford Üniversitesi Profesörü John F. Dewey, levha tektoniği teorisinin jeolojiye uygulanmasında en önemli rolü olan araştırmacıdır. Levha tektoniği kuramı oluşur oluşmaz, kuramın jeolojinin detaylarına uygunluğunun kontrolündeki en önemli isim olmuştur. 1967 yılında Kaledoniyen/Apalaş sisteminin levha tektoniği kuramıyla açıklanması ile ilgili çalışmaları bu sistemin ilk detaylı levha tektoniği modellerinin oluşmasına imkân sağlamıştır. Dewey, bu sistem üzerinde çalışırken kıt’alar üzerine bindirilmiş okyanus litosferi parçaları olan ofiyolitlerin önemini fark etmiş ve ofiyolitler konusunda temel ve öncü makaleler arasında sayılan eserler ortaya koymuştur.

Dewey 1973 yılında ilgisini Alpid Sistemine çevirmiş ve tüm Akdeniz çevresi Alpidlerinin ilk detaylı jeolojik yorumunu levha tektoniği çerçevesinde yaparak sonraki çalışmalara zemin hazırlamıştır. Apidlerin kinematik karmaşıklığı, Dewey’i levha tektoniğinin kinematik temellerini gözden geçirmeye itmiş ve 1975 yılında, günümüzde klasikler arasında yerini almış olan kinematik makalesini kaleme almıştır. Bu makaleyle levha tektoniğinin en karmaşık jeolojik evrimleri izah edebildiğini göstermekle kalmayarak bugün henüz keşfedilmeyen olayları da öngördüğünü ispat etmiştir. Aynı zamanda Dewey, arkadaşı merhum Kevin Burke ile manto sorguçlarının kıt’aların parçalanmasındaki rollerini incelemiş ve tüm dünyada bu tür sorguçlar üzerinde oluşan rift sistemlerinin evrimini ortaya koyarak kıt’a parçalanması olayının detaylarını açıklamıştır.

John Dewey’nin Türkiye ile ilişkisi 1973 Alpid makalesiyle başlamış, ilk doğrudan ilişki öğrencisi Celal Şengör ve İhsan Ketin üzerinden olmuştur. Sonrasında ise Türkiye’nin neotektoniği üzerinde çalışarak Türk jeologlarla bilhassa Doğu Anadolu Platosunu incelemiştir.

fahri_doktora_toneri_2019_web (1)

Haber: İTÜ Kurumsal İletişim Ofisi
Fotoğraf: İTÜ Görsel İletişim Tasarımı Ofisi