ÜNİVERSİTEMİZ REKTÖRLÜĞÜ ÖNÜNDEKİ OTURMA EYLEMİ HAKKINDA AÇIKLAMA

Eki 22, 2014, 12:59
Üniversitemiz Rektörlüğü önünde, Üniversitemizde 2547 sayılı Kanunun 50/d maddesi kapsamında araştırma görevlisi olarak görev yaparken üniversite ile ilişiği kesilen ve buna ilişkin davası halen devam eden Taylan Hüseyin Mercan tarafından 20.10.2014 tarihinde başlatılan ve halen sürdürülen oturma eylemi ile bu eylem hakkında kimi basın yayın organlarında yer alan haberlere ilişkin, İTÜ’nün ve kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi adına, aşağıdaki açıklamanın yapılması gerekli görülmüştür:
 
-Öncelikle Sayın Mercan’ın yansıttığı ve basında yer aldığının aksine hukuki süreç henüz tamamlanmamıştır. Sayın Mercan tarafından açılan davada, ilk aşamada ilk derece mahkemesince davacı lehine karar verilmiş olmakla birlikte, karara karşı İTÜ tarafından üst derece mahkemesi olan Danıştay nezdinde temyiz yoluna başvurulmuştur. İlk derece mahkemelerinde açılan davalarda aynı konuda birbiriyle çelişen farklı kararlarla karşılaşılması nedeniyle, Üniversite yönetimimiz temyiz sonucunun beklenmesine karar vermiştir. Danıştay nihai kararı verecek olup, bu karar elbette ki uygulamaya koyulacaktır.
 
-Kamuoyunda 50/d olarak bilinen yasanın uygulanma gerekçelerinin tam olarak açıklanmadığı ve “asistan kıyımı” adıyla sloganlaştırılarak yanlı bir tutum sergilendiği üzüntüyle görülmektedir. Oysa uygulama üniversitemize özel olmayıp, YÖK’ün getirdiği yasa düzenlemesine dayanmaktadır. İTÜ de diğer tüm üniversiteler gibi YÖK’ün yasal mevzuatına göre hareket etmektedir. Haksız suçlamalara hatta hakaretlere maruz kalınmasına karşın popülist bir tavır alınmamıştır. İTÜ Rektörlüğünün önceliği, İTÜ’nün bilimsel geleceğidir.  Bunun dışında bir öncelikle hareket etmesi hiçbir zaman mümkün değildir.
 
-Genç akademisyenlerin farklı ekolleri tanımaları, vizyonlarını geliştirmeleri ve kendi alanlarındaki başarılarını kanıtlamaları adına doktora sonrası başka bir üniversite veya sanayide çalışması, dünyanın marka üniversitelerinde yerleşmiş bir uygulamadır. Ayrıca, 50/d bir iş kadrosu değil, doktora süresince kişilere sağlanan bir burs olanağıdır. Dolasıyla doktora çalışmasını tamamlayan kişilerin, 50/d kadrosunda üniversitede kalmaya devam etmesi, devlet kaynaklarının etkin ve verimli kullanılmaması ve akademik gelişime yatırım yapılmaması demektir. Yanı sıra yeni akademik neslin önünün kapatılması, zaten kısıtlı olan kadronun tıkanması anlamına gelmektedir. Keza 50/d veya 33/a kadrosuna geçirilerek bu kadrodan emekli olmuş çok sayıda örnek bulunmaktadır (akademik inbreeding). Akademik kurumların hantallaşmaması, kendini yenileyebilmesi, dinamik ve bilimsel açıdan güçlü bir yapıyı sürdürülebilir kılması için, genç akademisyenlerin doktora sonrası başka bir üniversite veya sanayide çalışmaları,  sadece İTÜ değil tüm üniversiteler için gerekliliktir.
 
-Doktora sonrası çalışmanın başka bir kurumda yapılması üniversitelerimizde yıllardır uygulanmaktadır. ODTÜ, Boğaziçi gibi ülkemizin markalaşmış birçok üniversitesinde bu bir akademik teamüldür ki bu üniversitelerimizin akademik başarısı da herkes tarafından bilinmektedir. Hatta etik kaygı ve kurum kültürünü özümsemekten kaynaklanan bir davranış pratiğinin yerleştiği üniversitelerde, doktora çalışmasını tamamlayan kişiler, ilişik kesilmesini beklemeksizin kendileri istifa etmektedir. Konunun İTÜ özelinde aslından farklı bir soruna dönüştürülmeye çalışılması, akademik kaygılar yerine kişisel kaygılar güdülmesinden kaynaklanmaktadır. İTÜ Yönetimi Kurulları ya da Senatolarında alınan hiçbir karar kişi odaklı değildir. Böyle köklü bir kurumda alınan / alınacak kararlarda temel belirleyici kurumun geleceği, birikimi ve saygınlığıdır. Temel dayanak ise YÖK’ün getirdiği yasal düzenlemelerdir.
 
-50/d ile İTÜ’den ayrılan kişiler tamamen kurumla bağlarını koparmış değildir. Amaç akademik kimliklerini zenginleştirmeleri ve bu sayede ülkemiz bilim dünyasına nitelikli katkı yapmalarıdır. Doktora sonrası başka bir üniversitede ya da sanayide çalışma yapanlar, açılan kadrolara başvurarak ve gerekli koşulları taşıyarak tekrar İTÜ bünyesine katılabilmektedir. Özellikle son iki yılda, Mimarlık, Uçak ve Uzay Bilimleri, Gemi İnşaatı ve Deniz Bilimleri, Fen-Edebiyat, Maden gibi birçok fakültemizde, 50/d ile ilişiği kesilip Yrd. Doç. kadrosu ile tekrar üniversitemiz bünyesine katılmış çok sayıda öğretim üyesi bulunmaktadır.
 
Tüm bu bilgiler ışığında, üniversitemize ait bir alanda hukuk dışı fiili bir durum yaratan Sayın Mercan hakkında şu ana kadar yasal yaptırım uygulanmadığını belirtir; yaşanan süreci kamuoyunun sağduyusuna ve takdirine sunarız.
 
Saygılarımızla
 
İTÜ Rektörlüğü